20 Nisan 2010 Salı

Mardin'deki Cami-i Kebir (Ulu Cami) Kitabesi, Mardin

Her taşıma sinmiş ilahi duaları gök kubbeye taşıdım.
Ben Ulu Cami’yim...
Minarem  gök yüzüne uzanan şehadet parmağım.
Yüksekliğimle nerdeyse kaleye uzanırım.
Etrafımda çarşılar kenetlenmiştir.
Benim minaremden yayılan ezan, kalede yansır.
Rüzgar ilahi davetimi Mezopotamya'ya ulaştırır.
12. yüzyılda Artuklu görkemiyle inşa edildi minarem.
Kutbeddin İlgazi'ye hep müteşekkir kalmışımdır.
Ne rüzgarların şiddeti, ne karların ağırlığı, inançla inşa edilmiş mabedimi yıkamamıştır.
Ben Ulu Cami’yim...
Yüce bir medeniyetin bu güne bıraktığı miras.
Her sabah güneş ilk ışığıyla beni selamlar.
Dolunay nerdeyse miraneme konar.
Hele sisli havalarda ruhum kasvetle dolar.
Ben Ulu Cami’yim...
Dedim ya, ezanım çan kulesinin davetiyle yankılanır.
Ben Ulu Cami’yim...
Benim suyum hiç bitmez.
Kalede birikir buz gibi sular sonra şadırvanımda konaklar
Biliyor musunuz? 
Batıya bakan kapımda hemen duvarın yanında kara bir taş var. 
Çocukların ellerini sürüp dilek diledikleri.
Ben Ulu Cami’yim...
Latifiye ve Şehidiye Camileri’nin minarelerine göz kırpan... 
Ben Mardin'im.